Yaygın ve baskın görüşlere inanacak olursak bir Amerikan yüzyılı olarak biten çağımız, bir Amerikan bin yılı olarak ‘tarihin sonu’nu muştuluyor. Ancak bu nasıl bir muştudur ki, insanın yüreğini daraltmakta ve umutlarını karartmaktadır. Kapitalizmin ve endüstriyalizmin zaferi önümüze hiçbir gelecek tasarımı, ütopya ve düş koymamakta, tam aksine düşlerimizden uyandırarak ütopya’nın, ütopyalar çağının sona erdiğini vandal bir telaş ve ürkütücülükle yüzümüze haykırmaktadır. Öyle bir haykırıştır ki, bu yuvasından kaçan çocuğu, yurdunu terk eden sürgünü, işinden ayrılan proleteri, okulunu kıran öğrenciyi, âşkın o imkânsızlaştırılan özgürleştiriciliğini keşfeden mutsuzu aynı yere, gerçekliğe boyun eğmeye ve en ücra cidarlarına dek keşfedilmiş, ele geçirilmiş, soğurulmuş ve tüketilmiş olan bir dünyanın çölsü güneş altına, vahasız kumuluna çağırmaktadır.
İdeolojiler iflas etmiştir, sıra ütopyalarda. Rüyaların ve tahayyüllerin bastırılmasına ve iğdiş edilmesine ise yalnızca bir adım var. Her şey yeni çağı ve bu çağın mitlerini, tabularını ve gücünü doğrulamakta. Bu öylesine bir Janus’tur ki karşıtının devinimleri bile onu güçlendirmekte ve onun hayat mecraına akmaktadır. Karşı söylemler bile ancak onu haklı çıkarmakta ya da onu haklı çıkardığı ölçüde haklılaşmaktadır. Tahakküm ve zorbalığın rafine bir denetim ağı içerisinde çağımızın demokratik devleti bile demokrasiye dair tüm karşı çıkışların doğrulandığı, ama haksızlanamadığı bir uygulamaya dönüşmüştür. Bu koşullar altında, Türkiye benzeri ülkelerde yapılabilecek olan tek şey bu baskın gerçekliğe bir uyum felsefesi ve stratejisine tâbi olmaktan başka nedir ki? Çoğu kez sureti hak’tan gözüken bu konformist söylemin dağarcığında ne de çok doğrulayıcı argüman ve malûmat bulunmaktadır. Hâkim söylemi dillendiren muhatabınızın yazılı, görsel ve işitsel, yani kuşatıcı bu argümanter ve elbette bilimsel dayanakları karşısında yüzünüz kızarmadan ağzınızı açmanız ne mümkün. Suçlusunuz çünkü: Terörist, hain, bölücü, yıkıcı mürteci vesaire. Rüyalarınız ve ütopyalarınız günün her anında yüzünüze çarpılır ve bir daha bu tür rüyalar görmemeniz, tahayyüllere dalmamanız için üstünüze o bir yığın medyatik obje boca edilir. Suçlu! Ayağa kalk. Ütopyalarından vazgeçtiğini, bir daha okulunu kırmayacağını, işinden kaçmayacağını, yurdunu terk etmeyeceğini, grev yapmayacağını, alternatif dünya görüşleri peşinde koşmayacağını, âşık olup şiirler yazmayacağını ikrar et. Senin işin çalışmak, üretmek ve tüketmektir. En güzel yaşam senin için üretilmiştir, bu yaşama her karşı çıkma teşebbüsü örgütsel bir irticai kalkışımdır. Herkes ancak kazandığı ölçüde bir yaşama standardına ve estetik varoluşa hak kazanabilir. Gerisi komünistliktir, şeriatçılıktır. Amerikan rüyası tek meşrû rüyamızdır, diğer rüyalar bilinçdışının irrasyonel çöplüğünde lanetlenecektir; kovulmuş şeytandır.
Özellikle son yıllarda, toplumumuzun ortak muhayyilesinde, belki de bilinçaltı bir patlamanın ve bir dönem için özgürleşterici bir izlek olan sol ütopyanın bastırılması sonucu bir özgürleşme alternatifi olarak mahrûmların rüyasını meşrulaştıran İslâmî ütopizmin bastırılma çabaları, globalleşme ve yerel uyum trendi açısından anlaşılır ve hattâ bağışlanabilir olsa da aynı koroya sol..